Jinekolog Doktor Telefonu

   Rahim Problemleri

Rahim Hastalıkları

Genelde sıkça rastlanan rahim hastalıkları ; myomlar, adenomiyozis, endometrit (rahim iç zarı enfeksiyonu), asherman sendromu, endometriyal polipler ve rahimin doğuştan gelen anomalileridir.

Myomlar rahimin kas ve bağ yapısından kaynaklanan iyi huylu tümörlerdir. En sık görülen rahim hastalığıdır. Kadınların %21-26’sında myom mevcuttur.

Tek bir tane olabilecekleri gibi çoğunlukla birden fazla sayıdadırlar. Bir myom çekirdeğinin portakal büyüklüğüne erişmesi yaklaşık 3 yılı alabilmektedir. Genellikle üreme çağının hastalığıdır, kanser değildir, kanserleşmez, menopozda myomun küçüldüğü bilinmektedir. Ancak bir çok olayda menopozda myom büyümeye devam eder. Günümüzde myomların en fazla 1-2 kg. civarına kadar rahimi büyüttüğü görülmektedir. Sağlık organizasyonlarının yeterli olmadığı yerlerde ort. 6.2 - 7.1 kg. kadar büyüklüğe erişmiş myomlara rastlanabilir. Yabancı yayınlarda 46 kg.a kadar büyümüş myomlara rastlandığı bildirilmektedir.

Myomun oluşumundaki en temel sebep kesin bilinmemekle birlikte aşırı östrojen uyarımına bağlı olduğu düşünülmektedir. Endometriyal hiperplazi, endometriyozis ve endometriyum kanseri gibi östrojene bağımlı olduğu bilinen patolojik durumların myomu olan kadınlarda daha sık görüldüğü bilinmektedir. Myomların menopozda ortadan kalkan östrojen etkisine bağlı olarak küçülmeleri, gebelik sırasında büyüme eğilimlerinin olması ve GnRh antogonistlerinin myomları küçültmeleri yine östrojen etkisini düşündürmektedir.

Myomları 3 farklı tipte değerlendiririz. Submuköz yani rahim iç zarına yakın , intramural yani rahim kas yapısına gömülü, subseröz yani rahim dışına doğru büyüyen türlerdir.

Ancak her zaman myomların çıktıkları bölgeyi kesin olarak ayırmak mümkün olamayabilir. Bunlar büyümeleri, verdiği semptomları, gidişatları, meydana getirdiği klinik tabloları, komplikasyonları ve tedavileri açısından farklılıklar gösterebilirler.

Submuköz myomlar rahim iç zarı altından büyürler, kaviteyi doldurup rahim ağzından bile çıkabilirler.

İntramural myomlar rahim duvarı içinde gelişirler. Çeşitli büyüklükte olabilirler, rahimi irili ufaklı tepecikler yaparak domates çuvalı manzarası oluşturabilirler.

Subseröz myomlar rahim dışına yakın yerleşirler genellikle semptomsuzdurlar.

Myomların çoğu herhangi bir şikayete yol açmaz, ama genellikle vajinal kanama, ağrı, büyümüş myomlarda iç organlara bası bulguları ve çocuk sahibi olamama gibi şikayetlerle özellikle subseröz büyük boyutlardaki myomlar karın şişliği şikayeti ile başvururlar. Kanamanın en sık görülen karakteri uzamış ve bol miktardaki adetlerdir, buna bağlı hastalarda kansızlık önemli bir bulgudur.

Myomların tanısı jinekolojik muayene, ultrasonografi, submuköz olanlarda histerosalfinografi veya histeroskopi ile konulur.

Myomlarda en sık görülen komplikasyon dejenerasyondur. Dejenerasyon büyüyen myomun beslenmesinin bozulmasına bağlı oluşur. Ağrı, ateş ile birliktelik gösterebilir. Mevcut myom dejenere olduğunda gebeliğin özellikle 2.döneminde akut olarak büyük ve ağrılı hale gelir, kusma, halsizlik ve ateş olur. Tablo genellikle müdahale gerektirmez, kendi kendini sınırlar ve özel bir tedavi yoktur. Dinlenme ve ağrı kesici yeterlidir.

Myom ve Kısırlık

Daha çok submuköz ve intramural myomlar çocuk sahibi olmayı zorlaştırır. İnfertil kadınların %2-3’ünde myomlar sebeptir. Myomlar rahim iç zarını bozarak tutunmayı engelleyebilirler, tüpler myomlar tarafından baskıya uğrayıp bloke olabilirler.

Myom ve Gebelik

Gebelikte myomların büyüdüğü kabul edilir. Ancak bu gerçek bir büyüme değildir. Gebede myomun büyümesini sağlayan, myom dokusunda meydana gelen ödem, kanlanmada artış ve myomun dejenere olarak içine kanamasıdır. Gebede dejenerasyon genellikle 2.ve 3. trimesterde olur. Şiddetli ağrılar ve rahimde hassasiyet ortaya çıkar. Yatak istirahati ve ağrı kesicilerle tedavi sağlanır. Cerrahi tedavi tercih edilmez, çünkü gebede bu operasyon aşırı kanamalıdır. Operasyon doğumdan 3 ay sonraya planlanır. Hem rahimin damarlanması azalmıştır, hem de myomların boyutları küçülmüştür, dolayısı ile komplikasyon riski azalır. Myomu olan kadınlarda erken ve geç düşükler, erken doğum, anne karnında bebek ölümü, suların erken gelmesi, geliş anomalileri, plasentaya ait anomaliler mevcuttur. Gebeliğin tutunması myom yerinde oluşmuş ise komplikasyon oranı %75’e kadar çıkabilmektedir. Plasenta myom yerine yerleşmiş ise doğum sonrası plasentanın ayrılma anomalileri, plasentanın elle çıkartılması veya rahimin alınması gerekebilir. Plasenta yapışma anomalileri ve myomun rahim kasılması yeteneğini bozması nedeniyle doğum sonrası kanama riski de artmıştır.

Myomu olan kadınlarda bebeğe ait bir sorun yok ise vajinal doğum tercih edilmelidir. Daha önce myomektomi (myom alınması) geçirmiş kadınlarda doğum şekli sezaryen olarak tercih edilmelidir.

Üreme çağındaki kadınlarda çok küçük ve semptomsuz myomlar USG ile 3-6 ayda bir takip edilerek gözlemlenir. Amaç küçük myomların büyümemeleri halinde doğurganlık açısından rahime zarar verebilecek girişimlerden kaçınılmalıdır. Menopoza girildiğinde kendiliğinden gerileyerek kaybolacakları düşüncesinden hareketle premenopozal dönemde (hastanın şikayeti olmamak kaydıyla) biraz daha büyük olan myomlar da periyodik muayenelerle takip edilebilir. Takip sırasında büyümeyen veya büyüklüğü 10-12 gebelik haftasına ulaşmamış olan ya da herhangi bir semptom vermeyen myomlarda cerrahi bir girişim uygulanmaz.

Myomların tedavisi cerrahidir, ancak büyük myomların küçültülüp cerrahi komplikasyonlarını düşürmek için uygulanan GnRh antagonistlerinin kullandığı ilaç tedavisi durumları da vardır. Bunlar kalıcı ve gerçek bir medikal tedavi kabul edilmezler.

Cerrahi tedavi ya myom veya myomların çıkartılmasıdır ya da rahim, gerekli durumlarda yumurtalıkların da birlikte çıkartılmasıdır. Ancak ameliyat için bazı şartlara gereksinim vardır:

-10 haftalık gebelik büyüklüğüne gelmiş myomla dolu bir rahim
-Myoma bağlı durdurulamayan kanamalar
-6 aylık takipte boyutunun 2 katına ulaşmış myomlar
-Myomun çocuk sahibi olmayı engellediği düşünülen durumlar
-Vajinaya doğru inen saplı myomlar
-Rahim ağzına yerleşmiş 3-4 cm. boyuta erişmiş myomlar

Ameliyat şekline hastanın yaşı, çocuk isteği, sosyal durumu göz önüne alınarak hekim tarafından karar verilmelidir. 40 yaşın altında ve çocuk isteği olan kadınlarda yalnızca myomun çıkartılması, 40-45 yaş arası hasta ile konuşularak ya myom ya da rahimin çıkartılması, 45 yaşın üzerinde rahimin ve yumurtalıklarında çıkartılması doğru yaklaşım şeklidir. Ayrıca histeroskopi ile rahim içine yakın submuköz myomların çıkartılması da mümkün olmaktadır.

Adenomiyozis :

Adenomiyozis rahim iç zarı dokusunun rahim kasına doğru ilerlemesi sonucu gelişen bir rahim hastalığıdır. Çoğunlukla 30-40’lı yaşlarda oluşur. En önemli bulgu rahimin normalden iri ve ağrılı olması, adet ağrılarının fazla olması ve artmış adet kanamasıdır. Tedavi esas olarak rahimin alınmasıdır, ayrıca kesin tanı da dokunun patolojik incelemesi ile konulur.

Endometrit: Rahim iç zarı enfeksiyonu anlamına gelen endometrit her düşük ve doğum sonrasında belli ölçülerde meydana gelen bir durumdur. Rahim ağzı tam kapalı değilse ve rahim bakteriler tarafından istilaya uğramaz ise 3-4 günde gerileyen bir tablodur. Akut endometritte rahim ağrılı, ateş yüksektir, kötü kokulu bir akıntı vardır, genellikle sezaryen doğum sonrası, erken membran rüptürü öyküsü, düşük sosyoekonomik nedenler doğum sonrası endometrit riskini artırır.

Kronik endometrit genellikle menopoz sonrası dönemde görülür, doku beslenme bozukluğuna neden olarak postmenopozal hastalıklara neden olabilir.

Asherman Sendromu: Birden fazla küretaja , düşük veya kanamaya bağlı küretaj sonucu oluşan rahim içi yapışıklıklarla kendini gösteren tabloya verilen isimdir. Hastalarda adet görememe, azalmış adet miktarı, kısırlık gibi şikayetler mevcuttur. Tanı rahim filmi veya histeroskopi ile konulur. Histeroskopi de mevcut yapışıklıklar açılır ve rahim içine şişirilmiş bir idrar sondası yerleştirip tekrar yapışması engellenebilir ya da müdahale sonrası spiral uygulanarak yüksek dozda östrojen verilebilir.

Endometriyal Polip: Rahim iç zarı yapısından gelişen iyi huylu oluşumlardır. En önemli belirtisi düzensiz kanamalardır, hiperplazi eşlik edeceği için hasta bu yönden de değerlendirilmelidir. Tedavi endometriyal küretaj veya histeroskopi ile polipin çıkartılmasıdır.

Rahimin Yapısal Anomalileri: Bu anomaliler müller kanalı anomalileri adı altında incelenir. Doğuştan gelen anomalilerdir. Genellikle kromozomal hastalıklar ve bazı sendromlarla birlikte seyrederler. Müller kanalı agenezisi (oluşamaması), hiç adet görememe (primer amenore) nedenleri arasında sayılır. Rahim ve vajina yoktur. Yaklaşık olarak 5000’de 1 görülür. Bu hastalarda yumurtalıklar gelişmiştir, puberte döneminde tipik kadın görünümüne ulaşırlar ancak vajina kapalı rahim hiç yoktur. Müller kanalı anomalilerine %30 oranında böbrek, iskelet sistemi anomalileri eşlik eder.

Müller kanalı birleşme anomalileri ise rahimde şekil bozukluklarına neden olur. Embriyolojik olarak normal gelişen her iki müller kanalının birleşmesindeki anormallikler iç genital organların belirli bölgelerinde çift oluşumlara yol açar. Bunun en ileri formu çift rahimdir (uterus didelfis). Uterus bikorniste her iki müller kanalı birleşmiştir ancak birleşme tam değildir. Bazen birleşme anomalisi öyle hafiftir ki sadece rahim üzerinde içeriye doğru bir çökme mevcuttur, buna arkuat uterus denir. Rahim içindeki oluşan patolojik bölmeye septum adı verilir ve yine müler kanalı birleştikten sonra birleşim bölgesinin kaybolamamasına bağlıdır. Bazen septum tüm rahimi hatta vajinayı kaplayabilir bazen de rahim tepesinde bir perde olarak kalır.

Rahim Anomalilerinin Klinik Önemi: Rahim anomalileri adet görememe (rahim yokluğunda) gibi şikayetlere yol açsa da daha ziyade gebelik komplikasyonları açısından önem taşımaktadır. Rahim anomalilerinin %26sında obstetrik sorunlar ortaya çıkmaktadır. Rahim anomalilerinde genellikle rahim gebelikte gereken gelişimi gösteremez ve sonuçta düşük, dış gebelik, erken doğum, bebekte gelişme geriliği, geliş anomalileri ve hatta gebelikte rahimde kendiliğinden yırtıklar görülebilir. Rahimdeki septumlar da düşüklere ve erken doğuma neden olabilir. Bu olgularda tedavi cerrahidir. Müller agenezisinde genellikle rahim olmadığı için yapılacak bir tedavi yoktur. Sadece cinsel ilişkiyi mümkün kılabilmek için yapay bir vajina oluşturulabilir. Septum anomalisi histeroskopik olarak açılabilir, Diğer anomalilerde karından yapılacak anatomik düzeltme operasyonları uygundur.

 
FACEBOOK
jinekolog doktor ahmet vehbi koca
      ANKET
 
      E-BÜLTEN
 
      EVLİLİK VE SAĞLIK
 
      ESTETİK
 
      GÜZELLİK
 
      SIKÇA GÖRÜLEN SORUNLAR
 
      OSTEOPOROZ
 
      JİNEKOLOJİ
 
      OBSTETRİK
 
      MEME HASTALIKLARI
 
      KISIRLIK VE TÜP BEBEK
 
      CİNSELLİK
 
      MENOPOZ